Fevkalbeşer Sair Bey ve Suskunluğu Üzerine*

iRo’dan kızlarla gittiğimiz kitap fuarından almıştım bu kitabı, kapaktaki resimden ve isminden etkilenerek.  Arka kapaktaki vaatkar tanıtım ve yayınevinin Ayrıntı olması da kitabı benim için iyice cazip kıldı. Geçtiğimiz iki ayı 1200 küsür sayfalık bir Yaşar Kemal okuması ile geçirdikten sonra yeni iRo romanına başlamadan önce bu romanı okumaya karar verdim.

Üç farklı dönemde geçiyor öykümüz. Aynalı Ejderler denen gizemli bir tarikatın izinde, geçmiş, bugün ve gelecek üzerinde yürüyen fantastik bir kurgu. Okuması rahat, kurgusu düzgün, güzel bir ilk roman. II. Murad devrinde yaşayan Cellat, gelecekte gerçekleşen bir cinayetin peşindeki bir dedektif ve günümüzde yaşayayan yeri deli bir yazar.  Birbiri ile paralel giden bu öyküler kitabın sonunda çemberin kapanması ile tamamlanıyor.

Türk yazarlarda maalesef çok sık karşılaştığımız başarılı roman-başarısız son durumu hem de bir ilk roman olmasına rağmen bu kitapta yok. Ömer İzgeç gayet güzel, okumaya değer bir roman yazmış. Zamanlar arasında gitgelleri olan, paralel kurgulu, gizem ve arayış romanlarını sevenler için hoş bir deneyim olacaktır.

Tabii ki kılçıksız eleştiri olmaz. Ayrıntı yayınlarının bendeki imajı mı gereksizce iyi, yoksa bu kitaba özgü bir özensizlik mi bilemiyorum ancak çok ciddi bir düzelti eksikliği var. Yine okurken saçımı başımı yoldum. Bir de övüne övüne son okuma..tarafından yapılmıştır diye yazmışlar. Son okuma sadece kurguyu mu kontrol ediyor?  Kitap boyunca imla hataları, harf eksiklikleri gırla gidiyor. Keşke biraz daha dikkatli olunsaymış. 

” – Aynalı oda. Burada gördüğünüz herkes, içi aynayla kaplı bu odalardan birinde haftalarını, aylarını geçirdi. Günlerce yalnızca kendi suretini seyretti. Kendi yansısını, hüznünü, mutluluğunu, acılarını gördü. Kendiyle dost oldu, harp etti, kendine aşık oldu, kendinden nefret etti, kendini kıskandı ve kendiyle konuştu. Kendini bildi. Kendinde bilgilerin en yücesini buldu. Ve tabii ki zikir. Nasıl ki hastalıklı bir insanın içini temizlemek için kendisine uygun bir müshil içirilirse, dış dünyanın karmaşasında kirlenen ruhları da evvela paklamak gerekir. Ruhun müshili de zikirdir.” Sf. 112

* Sakin Sular