0000000684428-1

Kitap İsmi: Dışarıdan Düşünmek – Deleuze ve Guattari Perspektifinden Felsefe, Siyaset ve Sanat Yazıları

Editör: Ömer Faruk

Yayıncı: Chiviyazıları Yayınevi

Baskı: 1. Baskı, 2016

Yersizlik-yurtsuzluk kavramı ve konunun önde gelen düşünürleri Deleuze ile Guattari’nin isimleri son dönemlerde sıkça telâffuz edilmeye başlandı. 2014 yılında yayımlanan Yarabıçak1 adlı deneysel metninde Ömer Faruk, yersizlik-yurtsuzluk ve göçebe düşünceyi asırlardır bir devlet kurmamış, vatan gibi bir kavrama ihtiyaç duymamış, hiçbir zaman bayrakları, millî marşları olmamış Çingeneler üzerinden işlemişti. Bu yenilikçi deneme metninin yeterince okunup tartışılmadığını düşünüyorum. Ömer Faruk bu kez düşün dünyamıza, içinde akademisyenlerin de bulunduğu geniş yazar kadrosu tarafından titizlikle kotarılmış bir kitapla katkıda bulundu. Dışarıdan Düşünmek seçkisi, Deleuze ve Guattari Perspektifinden Felsefe, Siyaset ve Sanat Yazıları alt başlığıyla yayımlandı. Kitap felsefeden politikaya, edebiyattan mimariye farklı alanlarda Deleuze ve Guattari’nin öncülüğünü yaptığı düşüncelerin izini sürüyor. Kısa bir inceleme yazısı elbette kitabın kapsamlı içeriğini lâyıkıyla yansıtamayacaktır. Bu metin, çoklu düşünürler Deleuze ve Guattari’nin fikirlerinin edebiyat ve dil bağlamındaki etkilerini inceleyen birkaç makale üzerinden derinleşerek, kitabın kavramsal kapasitesi hakkında bir bilgi vermeyi amaçlıyor.

– Biri konuşsa, öteki dinlemiyor. Çünkü, biliyor. – Herkes biliyor. Bak, aşağıda hepsi. Kimse konuşmuyor. – Kimse konuşmuyor mu? […]

Büşra Akova ve Ömer İzgeç edebiyat sohbetlerini bianet için derliyor. Hemsohbet adını verdikleri ilk sohbet Barış Bıçakçı’nın kitapları etrafındaydı, bu ikincisi Murathan Mungan’ın üç kitabıyla ilgili.

Hemsohbet Osmanlıca – Farsça kökenli bir kelime, sohbet eden arkadaş anlamına geliyor.

Murathan Mungan’ın kitapları Mezopotamya Üçlemesi: Geyikler Lanetler, Cenk Hikayeleri, Lal Masallar, bu haftaki hemsohbetin “konukları”…

image copy

Büşra Akova:Dünyanın basit kuralları var. Yuvarlak her şeyin basit kuralları var. Yuvarlanır, durur, salınır, titreşir. Hepsini formülize edip ne olacağını öngörebiliriz ya da ne olduğunu izah edebiliriz. Her durumu bir öncekinden farklı yapan, tetiklediği diğer olaylar yalnızca. Bunun insan için de geçerli olduğunu düşünmek çok yanlış bir yaklaşım olmayabilir. “Yürüme sırasında kalça eklemimizin yaptığı hareketin matematiksel ifadesinin, yuvarlanma formülleriyle özdeş olduğunu gördük,” demişti okulda bir hocam. Fiziksel olarak dönen bir şeyin içinde yuvarlanırken, ruhumuz da bu dairesel sınırların mecburi şartlarından  payına düşeni alıyor. Murathan Mungan, Geyikler Lanetler’de çok dikkate değer bir laf etmişti, okuduğumdan beri kafamda döner:

“Hem çok fazla garba giden, sonunda şarka çıkar diye buyrulmuştur. Mâlûmunuzdur. Sözün kısası nereye gideceksek, dünyanın yuvarlak olduğunu unutmadan gidelim.”