Ursula Le Guin’in Late in the Day (2016) kitabından Buşra Akova’yla birlikte çevirdiğimiz üç şiir, Varlık’ın Eylül 2016 sayısında yer alıyor.

The Salt
The salt in the small bowl looks up at me
with all its little glittering eyes and says:
I’m the dry sea.
Your blood tastes of me.
Tuz
Küçük kasedeki tuz
tüm o ufak ışıldayan gözleriyle
bana baktı ve dedi ki:
Kanında tadım var.
Denizin kurusuyum.
The Canada Lynx
We know how to know and how to think,
how to exhibit what is known
to heaven’s bright ignorant eye,
how to be busy and to multiply.
He knows how to walk
into the trees alone not looking back,
so light on his soft feet he does not sink
into the snow. How to leave no track,
no sound, no shadow. How to be gone.
Kanada Vaşağı
Nasıl bileceğimizi biliyoruz ve nasıl düşüneceğimizi
Nasıl sergileyeceğimizi bilinenleri
Cennetin parlak cahil gözüne*
Nasıl meşgul olacağımızı ve çoğalacağımızı
O nasıl yürüyeceğini biliyor
ağaçlara doğru yalnız ve geriye bakmadan
yumuşak ayakları üzerinde hafifçe
kara gömülmeden
Nasıl iz bırakmayacağını, sessiz, gölgesiz.
Nasıl kaybolacağını.
*Cennetin parlak gözü: Güneş manasında kullanılmış
New Year’s Day
An eagle anger with a broken wing
struggles inside my body and strikes blind.
to break the iron bars with iron beak
Far too late now for cure or soft healing.
To such deep injury no hand is kind.
Within me is the way the bird must take,
in this cage all the sky she can attain,
the wide, clear, patient slience of the mind
where flight goes far and fierce thought can forsake
words and seek distances out past all pain,
ache, and heartache.
Yılbaşı
Kanadı kırık bir kartal öfkesi
debeleniyor bedenimin içinde ve saldırıyor düşünmeden
demir gagasıyla kırmak için demir parmaklıkları.
Şifa ya da usul bir iyileşme için artık çok geç
Hiçbir el nazik değil böylesi derin bir yaraya
Kuşun alması gereken yol içimde,
bu kafesin içinde ulaşabileceği tüm gökyüzü,
aklın geniş, berrak, sabırlı sessizliği
Menzilin ırağa vardığı ve saldırgan düşüncelerin kelimeleri terk ederek
uzaklığı arayabildiği
tüm acının, ağrının, ısdırabın geride kaldığı