Bozadam İzmir Yakın Kitapevi İmza ve Söyleşi

İzmir’deki Yakın Kitapevi’nin Yakın Okuma Grubu, Ekim kitabı olarak Bozadam’ı seçti. Okuma grubu, şair/yazar Yıldız İlhan önderliğinde yürütülen toplantılarında ayın kitabını tartışıyor. 15 Kasım 2014 tarihinde Yakın Okuma Grubu ve İzmirli diğer okurlarla Bozadam’ı konuşmak üzere bir araya geldik. Sohbet Özlem Yılmaz’ın kitap üzerine yazdığı metnin okumasıyla başladı. Keyifli bir muhabbet oldu.

Özlem Yılmaz’ın metni:

“İlk cümle ah o ilk cümle. Kendimi nerede bulacağımı bana gösteren hep o ilk cümle. “ Babası bir cesetti.” Düştüm vebanın ortasına.Salgının ıssızlığı.Hem de bir adada .Bir ev bile hisseder mi vebayı? Hisseder.”Küf tutmuş duvarlar gıcırdar ahşap ev vebanın hışmına direnen bir beden gibi inler” Ve bir film karesi gibi canlanır Es’in “meşum bir rüyadan çıkma bu görüntüleri izlerken kayığa vuran dalgaların sesiyle “ daldığı o huzursuz uyku gözünüzün önünde. Bela Tarr’ın Karhozat filmi canlandı gözümde.

Bozadam’ı okurken sesler, sözler , insanlar gözümün önünde .Mekan çok sade ama hep.Belki mekanın ve dilin sadeliği kahramanların yerine geçirdi beni. Hikayenin geçtiği yer de zaman da önemini yitirdi. Her yerde bir ada ve anayurt yok mu zaten? Her zaman ölüm kol gezmez mi? ”Kuklalardan yükselen ıhlamur ağacı boya ve reçine kokusu birbirine karışmış ,ışıkta bir büyüyüp bir küçülen sürekli devinim içinde olan gölgelerle birlik olup odayı Anayurt’tan kopup bir masal ülkesinin tam ortasına” bırakmadı mı hiç sizi? Daha çok görmeye,dinlemeye ,koklamaya çalışarak Es le birlikte ilerledim ve kuklalarla ,Büyükbabayla,büyükanneyle , ikizlerle. Onları dinledim,dokundum onlara.Büyükbabanın dediği gibi “Nasıl ki ışık kuytuları görmemizi sağlar ise kokular da zihnimizdeki izbeleri ışıldatır,kendimizi görmemizi sağlar.”

Düne,bugüne ve yarına dair bir roman bu.Katillere,kurbanlara ve sessiz kalanlara dair.” Büyükbaba neden kimse bu ölümleri durdurmaya çalışmıyor ,neden herkes her şeyi Kabul etmiş gibi? Katili neden kimse bulmaya çalışmıyor?” Kendinden korkmayan,kendine varmaya çalışanların romanı Bozadam.

Ve mektuplar Anayurt’taki kadim düşmanlığın zehrini akıtan o güzel mektuplar.”Umut ve hayal kırıklığı.Birbirine bakan iki ayna gibi. Mektupların içinden Bosna ,Ruanda,Türkiye , Makedonya geçiyor “Yağmurdan Önce” kurumuş,çatlamış topraklarıyla.
Neden bilmiyorum çağrışım denizinde yüzdüm ben Bozadamla.Trampetçi çocuğun soluk yüzünde Teneke Trampet’in büyüyemeyenin mavi gözleri belirdi birden.Büyüyemeyen “Ada’nın uğursuz bir yer olduğunu duymuştum ama sen zararsız birine benziyorsun.” Sözleri dökülüverdi büyüyemeyenin ağzından .Döndüm sonra yine Anayurt’a “Biz de uçabilseydik keşke “ diyen çocuklar renkleri farklı da olsa yürüyebiliyorlardı birlikte ormanda.
Hep dolaşan bir kara ölüm vardı ama.Belki veba belki 7. Ayın katili. Kim bilebilir? Belki biziz kara ölüm elimizi kana bulamadan tuttuğumuz cellatlarımız aracılığıyla..Kasabın dediği gibi “ Zaten kimse kana bulanmak istemediği için ben varım.Şu pislik hayvanların iniltilerini duymamaları , kanın ölümü hatırlatan kokusunu solumamaları , akşam yedikleri sosislerin sarıldığı kılıfın sidik torbası,bağırsak ve mideden yapıldığını bilmeden zevkine varabilmeleri için buradayım.Ben hepsini saklı tutarım.”
Aşk da var tüm bu karanlığın tam ortasında.Ama zor ve kavgalara , kine kurban edilmeye yazgılı bir aşk. “Biliyorum , kin ve öç alma duygusu yan yana yürüyorlar ve aklın üzerine ışık geçirmeyen bir örtü atıyorlar.” Diyen bir kızıl mektuba karşılık “Yıllar boyunca tükettiğimiz masumiyetimiz sanki bir çemberin tepe noktası.Biz bu noktadan aşağıya doğru çemberin karşı tarafına yuvarlanıyoruz.Sonra bir an düştüğümüz noktayı hatırlıyoruz.Ve sanki bu netameli çemberin üzerinde, düştüğümüzün aksi yönünde giderek o tepeye , o ilk noktaya varmaya çalışıyoruz.Farkında olmadan yitirdiğimiz masumiyetimizi özlüyoruz” Diyen bir boz mektup var. Masumiyetimizi kaybedişimizin hikayesi biraz da Bozadam.
Bozadamlarla solukbenizlilerin savaşının ortasında boz mektubu yazanla kızıl mektubu yazanın Bozadamla Solukbenizli kadının Büyükbabanın kuklaları ile canlandığı aslı hayat olan bir oyun. Karanlığın sağ eli sol elini tutabilir mi? Aşk da olsa tutsa sonra o elden kızıl bir mürekkep sızmaz mı ırmağa?
Çok güzel bir karşı roman bu. Şahane bir distopya.Okunası şiiriyle,kurgusuyla,aşkıyla ,karanlığıyla , karşı çıkışıyla.İleride adından çok sözedilecek bir süre sonra başka dillere çevrilecek bir roman bu.Okuyalım Bozadamı okuyalım ve düşünelim , biraz içimize bakalım.Teşekkürler Ömer İzgeç kurduğun bu dünya için.”

MERIZG~1 yakin 10636032_10153451458003484_4137951246251422619_n1781871_10152872123004411_2441443007223746207_n   10696267_10152872123434411_8452064180938222789_n 10427367_10153451458108484_839765306186460480_n